This is the place where you can personalize your profile!
But, how?
By moving, adding and personalizing widgets.
You can drag and and drop to rearrange.
You can edit widgets to customize them.
The left side has widgets you can add!
Some widgets you can only access when you get a subscription.
Some widgets have options that are only available when you get a subscription.
We've split the page into zones!
Certain widgets can only be added to certain zones.
"Why," you ask? Because we want profile pages to have freedom of customization, but also to have some consistency. This way, when anyone visits a deviant, they know they can always find the art in the top left, and personal info in the top right.
Don't forget, restraints can bring out the creativity in you!
Now go forth and astound us all with your devious profiles!
Türkiyenin son yıllarda yaşadığı hiçbir zaman sıradan siyasi çekişmeler değildi.
Rejimdi ortada olan.
Laik cumhuriyeti yıkı, ABDnin BOP projesi kapsamında Ilımlı İslam modelini kurmak isteyenler, masum maskeleriyle gelip saf kitleleri arkalarına alarak, önce siyasi iktidarı, yerel yönetimleri, bürokrasiyi Peşinden bağımlı-bağımsız örgütleri-kurumları-kuruluşları ellerine geçirdiler.
Sonra en dibinden tepesine kadar devleti
Sizler her sabah uyandığınızda bir başka parçanın elden gittiğini gazetelerden okumadınız mı?
Ya da o Kanlı mı olacak, kansız mı? sinyalini nasıl anlamadınız?
Adım adım geliyordu karşı devrim.
*
Ve uyuyordu Türkiye.
Gaflet de vardı, ihanet de
Kimisinde; Batı medeniyetinden nefret eden dincilerin, Türkiyeyi ABye taşıyacağını umacak kadar ahmaklık
Kimisinde; kendi çıkarını Türkiyenin geleceğinden daha önde görecek kadar alçaklık
Ama en çok; küçük pis hesaplar, değmez çıkarlar, basit ikbal beklentileri içinde olan aydınlar yaktılar Türkiyenin canını. Biz onlara aydınların ihaneti diyorduk bu köşelerde.
*
Olan oldu.
Bu gördükleriniz; direnen, cumhuriyet devrimine ihanet etmeyen, boyun eğmeyen, yürekli, yiğit insanların temizlenmesi aşamasıdır.
Daha çok şey göreceksiniz.
Daha sabahlar çok beter haberlere gebe
Sinmeyen, pısmayan, çocuklara sözü ve yüreği olan, vatana sevdalı insanların başlarına örülen entrikaları ve kirin-pasın içine sürüklenişlerini daha çok duyacaksınız.
ATATÜRKün cevabı ATATÜRKçedir. Derki Ben en zor olanı yapayımda siz arkamdan kolayları nasıl olsa yaparsınız. Ne bilsin ki en kolayları bile çabuk yıkabildiğimizi ama, bu aradaTahsin ÇOŞKAN aşam burda hiçbir şey yetişmez, pek uğraşmayın der. Ama dinleyen kim. Derki Tahsin buraya ziraatçileri getir ve incele bana resmi bir yazı getir burasıyla ilgili. Biraz sonra Tahsin COŞKAN çok mutlu, kendi dediği çıktı, üzerinde Burada hiçbirşey yetişmezyazılı, altında da ziraatçilerin imzasının olduğu bir belgeyi Mustafa Kemalin önüne koyar. ATATÜRK biraz mütebbessim okur bu yazıyı. Kaleme alır, bu kağıdın yanına aynen şunları yazar BURASI VATAN TOPRAĞIDIR, KADERİNE TERK EDEMEYİZ. Etmez de. Aynı Sakarya savunması gibi akasya savunmasını ele alır, çam ve köknarı oraya 30 Ağustos olarak tamamlar ve hiç unutmayacağımız bir gün, lütfen hiç unutmayın, tarihte atladık bu günü, 25 Mayıs 1933. Ne yapar biliyor musunuz? Hani 5 Haziranlarda kutladığımız bir gün var, çevre günü değil mi? Çevre günü ne zaman kutlanmaya başladı? 1980 den sonra. Peki 25 Mayıs 1933, ATATÜRK ne yaptı? İlk Çevre günü kutlamasını yaptı. Hem de bugün okullara soruyorum diyosunuz ki ne yaptınız diye ya ağaç diktik diyorsunuz ya çö topladık öyle falan değil. Bütün Ankara halkını bedava trenlerle buraya getirtiyor, ağaçlar boy vermişler, altında dinlenmektedirler, havuz yapılmıştır, çocuklar yüzmektedirler. Hatta bütün masrafı cebinden ödemiştir ama karı da almamıştır, buraya bir fabrika yaptırmıştır, süt ürünleri üretilmektedir, herkes yamektedir. Herkes çok mutlu ama en mutlusu Mustafa Kemal ATATÜRK.
Nebizade diye bir arkadaşı var, Nebizadenin kafa çok karışık. Yahu paşam senden başka bir tek kişi burada bir ağaç yetişeceğine inanmadı. Peki sen nasıl anladın burda orman olacağını? der. Gel Nebizade gel, şimdi anlatayım sana. Hani Tahsin ÇOŞKANın burda birşey yetişmez dediği günün akşamı tebdili kıyafetle Çankayadan kaçtım, burdaki köylülere geldim. Köylüler beni tanımadılar. Köylülere, ağalar dedim burda ağaç yetişip yetişmeyeceğini bana en kolay yoldan nasıl ispat edersiniz dedim. Al dediler, bana bir testi su verdiler, bir de kazma kürek. Kaz orayı iki gün sonra gel biz sana ne olacağını söyleriz dediler. Ah o iki gün Çankayada nasıl geçti bir Allah bilir bir de ben. İki gün sonra gittim testiyi çıkardım, testinin içinde su bitmişti, köylülere uzattım. Dediler ki bana ağa testide su kalmamış, toprak su emiyor, bakma bunun üstünün kurak olduğuna, biraz uğraş burda ne ekersen biçersin. Ve hani Tahsin COŞKANın o raporu bana getirdiği gün ben çoktan projeye başlamış epey de ilerlemiştim diyecektir.
Dünya lideri olmak öyle kolay değil biliyor musunuz. Hani ATATÜRKe kimdi en çok karşı çıkan, evet Tahsin COŞKANdı. Onu da ATATÜRK buraya müdür tayin eder. Evet lider olmak hakikaten kolay iş değil. Bu arada biz bu 130 belgeye hiç çalışmamışız. Çalışmadığımızın en acı örneğini Türkiye yaşadı zaten. Neydi o örnek 17 Ağustos depremi. Evet deprem bir kaderdir ama kader olmanın ötesinde dolgu alan çöktü, dolgu binalar çöktü. Oysa 1930′dan beri bize lütfen tabiatla oynamayın, tek bir ağaçla bile oynamayın diye bize örnek olan bir liderimiz varken yaşadık bu acıyı
Atarük ve Yalova Köşkünü Raylar Üzerinde Kaydırılması
Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye başladı. Hani Bir daha böyle bir şeyle karşılaşabilirsem nasıl müdahale edebilirim diye. Çok değil doğa katliamı, en kolay yaptığımız katliam.
Yıl 1930 ATATÜRK Yalova köşküne doğru çıkmakta. Bir de bakar bir bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek üzeredir. Yahu der sen hayatında hiç böyle bir ağaç yetişdirdinmiki? Kesmeye muktedir görüyorsun kendini ve niye ? der. Bahçıvan derki; aşam çınar ağacının kökleri köşkün temelini kaldırdı, yaprakları da köşkün pencerelerine müdahale ediyor. Ya köşkü kaybedeceğiz ya ağacı keseceğiz. Onun için de kusura bakmayın ama biz ağacı kesiyoruz. Bir an düşünür; Hayır gerekirse köşkü ağaçtan uzaklaştırırız der. Derlerki bu gün Mustafa Kemal bir hoş. Ne demek köşkü tutupta ağaçtan uzaklaştırmak? Ama inanırmısınız mühendis değil, mimar değil, ziraatçı değil ama ne yapar biliyormusunuz? İstanbuldaki körü altındaki tramvay raylarını Yalovaya taşıtır. Köşkü hiç yıkmadan olduğu gibi tutarak kendisi de kazma kürek temelini kazar ve köşkün altına tramvay raylarını döşeyerek köşkü ağaçtan 4 metre 80 santim kenara çekerek hala Cumhuriyetimiz gibi ayakta durmakta olan çınar ağacının kurtuluşunu temin eder.
--
nakliyat evden eve nakliyat evden eve ankara evden eve
Bunlar olacaktı.
Çünkü karşı devrimdir bu
Niçin anlamıyorsunuz?..
*
Türkiyenin son yıllarda yaşadığı hiçbir zaman sıradan siyasi çekişmeler değildi.
Rejimdi ortada olan.
Laik cumhuriyeti yıkı
Sonra en dibinden tepesine kadar devleti
Sizler her sabah uyandığınızda bir başka parçanın elden gittiğini gazetelerden okumadınız mı?
Ya da o Kanlı mı olacak, kansız mı? sinyalini nasıl anlamadınız?
Adım adım geliyordu karşı devrim.
*
Ve uyuyordu Türkiye.
Gaflet de vardı, ihanet de
Kimisinde; Batı medeniyetinden nefret eden dincilerin, Türkiyeyi ABye taşıyacağını umacak kadar ahmaklık
Kimisinde; kendi çıkarını Türkiyenin geleceğinden daha önde görecek kadar alçaklık
Ama en çok; küçük pis hesaplar, değmez çıkarlar, basit ikbal beklentileri içinde olan aydınlar yaktılar Türkiyenin canını. Biz onlara aydınların ihaneti diyorduk bu köşelerde.
*
Olan oldu.
Bu gördükleriniz; direnen, cumhuriyet devrimine ihanet etmeyen, boyun eğmeyen, yürekli, yiğit insanların temizlenmesi aşamasıdır.
Daha çok şey göreceksiniz.
Daha sabahlar çok beter haberlere gebe
Sinmeyen, pısmayan, çocuklara sözü ve yüreği olan, vatana sevdalı insanların başlarına örülen entrikaları ve kirin-pasın içine sürüklenişlerini daha çok duyacaksınız.
Hálá anlamayan-görmeyen varsa
Uzun sürmez
Sıra gelecek.
BEKİR ÇOŞKUN/Hürriyet Gazetesi 22 Mart 2008
--
we all die young..
--
Peace begins with a Smile
My Blog
--
Is that you, John Wayne? Is this me?
Urban Exploration
yapayımda siz arkamdan kolayları nasıl olsa yaparsınız. Ne bilsin ki en
kolayları bile çabuk yıkabildiğimizi ama, bu aradaTahsin ÇOŞKAN
hiçbir şey yetişmez, pek uğraşmayın der. Ama dinleyen kim. Derki Tahsin
buraya ziraatçileri getir ve incele bana resmi bir yazı getir burasıyla
ilgili. Biraz sonra Tahsin COŞKAN çok mutlu, kendi dediği çıktı, üzerinde
Burada hiçbirşey yetişmezyazılı, altında da ziraatçilerin imzasının olduğu
bir belgeyi Mustafa Kemalin önüne koyar. ATATÜRK biraz mütebbessim okur bu
yazıyı. Kaleme alır, bu kağıdın yanına aynen şunları yazar BURASI VATAN
TOPRAĞIDIR, KADERİNE TERK EDEMEYİZ. Etmez de. Aynı Sakarya savunması gibi
akasya savunmasını ele alır, çam ve köknarı oraya 30 Ağustos olarak tamamlar
ve hiç unutmayacağımız bir gün, lütfen hiç unutmayın, tarihte atladık bu
günü, 25 Mayıs 1933. Ne yapar biliyor musunuz? Hani 5 Haziranlarda
kutladığımız bir gün var, çevre günü değil mi? Çevre günü ne zaman
kutlanmaya başladı? 1980 den sonra. Peki 25 Mayıs 1933, ATATÜRK ne yaptı?
İlk Çevre günü kutlamasını yaptı. Hem de bugün okullara soruyorum diyosunuz
ki ne yaptınız diye ya ağaç diktik diyorsunuz ya çö
değil. Bütün Ankara halkını bedava trenlerle buraya getirtiyor, ağaçlar boy
vermişler, altında dinlenmektedirler, havuz yapılmıştır, çocuklar
yüzmektedirler. Hatta bütün masrafı cebinden ödemiştir ama karı da
almamıştır, buraya bir fabrika yaptırmıştır, süt ürünleri üretilmektedir,
herkes yamektedir. Herkes çok mutlu ama en mutlusu Mustafa Kemal ATATÜRK.
Nebizade diye bir arkadaşı var, Nebizadenin kafa çok karışık.
Yahu paşam senden başka bir tek kişi burada bir ağaç yetişeceğine inanmadı.
Peki sen nasıl anladın burda orman olacağını? der. Gel Nebizade gel, şimdi
anlatayım sana. Hani Tahsin ÇOŞKANın burda birşey yetişmez dediği günün
akşamı tebdili kıyafetle Çankayadan kaçtım, burdaki köylülere geldim.
Köylüler beni tanımadılar. Köylülere, ağalar dedim burda ağaç yetişip
yetişmeyeceğini bana en kolay yoldan nasıl ispat edersiniz dedim. Al
dediler, bana bir testi su verdiler, bir de kazma kürek. Kaz orayı iki gün
sonra gel biz sana ne olacağını söyleriz dediler. Ah o iki gün Çankayada
nasıl geçti bir Allah bilir bir de ben. İki gün sonra gittim testiyi
çıkardım, testinin içinde su bitmişti, köylülere uzattım. Dediler ki bana
ağa testide su kalmamış, toprak su emiyor, bakma bunun üstünün kurak
olduğuna, biraz uğraş burda ne ekersen biçersin. Ve hani Tahsin COŞKANın o
raporu bana getirdiği gün ben çoktan projeye başlamış epey de ilerlemiştim
diyecektir.
Dünya lideri olmak öyle kolay değil biliyor musunuz. Hani
ATATÜRKe kimdi en çok karşı çıkan, evet Tahsin COŞKANdı. Onu da ATATÜRK
buraya müdür tayin eder. Evet lider olmak hakikaten kolay iş değil. Bu arada
biz bu 130 belgeye hiç çalışmamışız. Çalışmadığımızın en acı örneğini
Türkiye yaşadı zaten. Neydi o örnek 17 Ağustos depremi. Evet deprem bir
kaderdir ama kader olmanın ötesinde dolgu alan çöktü, dolgu binalar çöktü.
Oysa 1930′dan beri bize lütfen tabiatla oynamayın, tek bir ağaçla bile
oynamayın diye bize örnek olan bir liderimiz varken yaşadık bu acıyı
--
ankara nakliyat evden eve nakliyat ankara nakliyat
Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye
başladı. Hani Bir daha böyle bir şeyle karşılaşabilirsem nasıl müdahale
edebilirim diye. Çok değil doğa katliamı, en kolay yaptığımız katliam.
Yıl 1930 ATATÜRK Yalova köşküne doğru çıkmakta. Bir de bakar bir
bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek üzeredir. Yahu der sen hayatında
hiç böyle bir ağaç yetişdirdinmiki? Kesmeye muktedir görüyorsun kendini ve
niye ? der. Bahçıvan derki;
kaldırdı, yaprakları da köşkün pencerelerine müdahale ediyor. Ya köşkü
kaybedeceğiz ya ağacı keseceğiz. Onun için de kusura bakmayın ama biz ağacı
kesiyoruz. Bir an düşünür; Hayır gerekirse köşkü ağaçtan uzaklaştırırız
der. Derlerki bu gün Mustafa Kemal bir hoş. Ne demek köşkü tutupta ağaçtan
uzaklaştırmak? Ama inanırmısınız mühendis değil, mimar değil, ziraatçı değil
ama ne yapar biliyormusunuz? İstanbuldaki kö
Yalovaya taşıtır. Köşkü hiç yıkmadan olduğu gibi tutarak kendisi de kazma
kürek temelini kazar ve köşkün altına tramvay raylarını döşeyerek köşkü
ağaçtan 4 metre 80 santim kenara çekerek hala Cumhuriyetimiz gibi ayakta
durmakta olan çınar ağacının kurtuluşunu temin eder.
--
ankara nakliyat evden eve nakliyat ankara evden eve nakliyat a>
--
-Max
rock on
Previous Page123Next Page